SADECE FUTBOL
Antik Yunan’da tragedya, Dionysos kültünün taşkın, karanlık ve dönüştürücü enerjisinden doğmuştu. Dionysos, yalnızca şarap, coşku ve esrime tanrısı değildi; aynı zamanda insanın gündelik kimliğinden taşarak başka bir varoluş düzeyine geçmesini sağlayan sınır ihlallerinin tanrısıydı. İnsan sadece akılla, hesapla, günlük işlevsellikle yaşayamaz; kendini aşan, "ben"den daha büyük bir şeye dokunma ihtiyacı duyar. Bu toplumsallığın sıradan, ölçülü, kontrollü benliğin dışına çıkıp insanın var oluşunun kaynağındaki bütünselliğe yeniden dönme arzusudur. Bu aynı zamanda toplumsal düzeni periyodik olarak askıya alıp sonra yeniden kurma yani bir tür toplumsal denge mekanizmasıdır. Tragedya da bu yüzden basit bir sahne sanatı değil, toplumun kendi korkularını, suçlarını, arzularını ve sınırlarını temsil aracılığıyla karşısına alıp izlediği, eş zamanlı kendini ve toplumu kabul ettiği, barıştığı, dönüştüğü bir aradalığının deneyimidir. Toplumun bozulan dengeleri insanın incinen hisleri ...